Pilonidal Sinüs (Kıl Dönmesi)
Kıl Dönmesi Nedir? Pilonidal Sinüs Nedir?
Kıl dönmesi, tıbbi terimiyle pilonidal sinüs, genellikle kuyruk sokumu bölgesinde gelişen bir kist veya boşluktur. Bu boşluk cildin altında oluşur ve çoğunlukla içinde kıl bulunur. Pilonidal sinüs, kuyruk sokumu bölgesindeki cildin altında iltihaplanma ve enfeksiyona neden olabilir.
Pilonidal Sinüsün Özellikleri
- Oluşum: Pilonidal sinüs, genellikle kuyruk sokumu bölgesinde, cildin altında bir boşluk (kist) olarak gelişir. Bu boşluk genellikle kıl içerebilir.
- İltihap ve Enfeksiyon: Boşluk iltihaplandığında, bölgede kronik bir enfeksiyon ve iltihaplanma meydana gelir. Bu durum, kuyruk sokumu bölgesinde ağrı, kızarıklık ve şişlik ile kendini gösterebilir.
- Belirtiler: Pilonidal sinüs genellikle cilt altında ağrılı bir kitle veya şişlik olarak hissedilir. Enfeksiyon durumunda, akıntı ve kötü koku da olabilir. Kist içinde kıl ve diğer cilt kalıntıları bulunabilir
Kıl Dönmesinin Görülme Sıklığı
- Sıklıkla Görüldüğü Bölge: Kıl dönmesi en sık kuyruk sokumu bölgesinde görülür, ancak vücudun diğer bölgelerinde de gelişebilir. Özellikle genç erkeklerde ve kıllı bölgelerde daha yaygındır.
Tedavi Yöntemleri
Konservatif Tedavi
- Temizlik ve Bakım: Kıl dönmesi bölgesinin temizliği ve hijyeni önemlidir. İltihap ve enfeksiyon belirtilerinin kontrol altına alınması sağlanabilir.
- Antibiyotikler: Eğer enfeksiyon mevcutsa, doktorlar antibiyotik tedavisi önerilebilir.
Cerrahi Müdahale
- Kistin Temizlenmesi: Pilonidal sinüs tedavisinde genellikle cerrahi müdahale gerekir. Ameliyat sırasında kistin içi temizlenir ve mümkünse kıl ve diğer kalıntılar çıkarılır.
- Boşluğun Kapatılması: Ameliyat sonrası boşluğun kapatılması veya açık bırakılması gibi farklı teknikler uygulanabilir. Bu karar, kistin büyüklüğüne ve enfeksiyon durumuna bağlı olarak cerrah tarafından verilir.
Önleme ve Bakım
- Hijyen: Kıl dönmesini önlemek için kuyruk sokumu bölgesinin temiz ve kuru tutulması önemlidir.
- Kıl ve Cilt Bakımı: Bölgedeki kılların düzenli olarak alınması ve cildin sağlıklı tutulması, kıl dönmesinin oluşumunu azaltabilir.
Pilonidal sinüs, genellikle doğru tedavi ve bakım ile yönetilebilir. Ancak, tedavi edilmediğinde veya enfeksiyon yaygınlaştığında ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle, şüpheli semptomlar görüldüğünde bir sağlık profesyoneline başvurulması önerilir.
Kıl Dönmesi Nasıl Oluşur? Kıl Dönmesi Nasıl Anlaşılır?
İnsan vücudundaki kıllar düzenli olarak dökülür ve yenileriyle yer değiştirir. Sırt, baş ve kalça bölgelerinden dökülen kıllar özellikle kuyruk sokumu bölgesinde, iki kalça arasındaki terli olukta birikme eğilimindedir. Bu serbest kıllar, kişinin hareketleri sırasında, örneğin yürürken veya otururken, bu bölgede sürtünme ve hareketler nedeniyle cilt altına geçebilir.
Kıl dönmesi, bu kılların kuyruk sokumu veya nadiren göbek çevresindeki cilt altına geçmesi ve burada iltihaplanarak yara, apse veya fistül oluşturması ile gelişir. Kıllar, terli ve kıllı bölgelerde sürtünme ile oluğun dibindeki ter bezi deliklerinden içeri girebilir. Bakteriler bu bölgeye girerek iltihaplanmaya yol açar, bu da cilt altında acı vermeden ilerleyen iltihap, cerahatli veya kanlı akıntılar ve apselerle sonuçlanabilir.
Kıl Dönmesinin Belirtileri
- Bölgesel Şişlik ve Hassasiyet: Kuyruk sokumunda veya etrafında belirgin bir şişlik oluşabilir ve bu bölge hassas hale gelebilir.
- Kızarıklık: Enfekte bölgede cilt kızarabilir.
- Kötü Kokulu Akıntı: İltihaplı bölgelerde kötü kokulu, pürülan (irinli) akıntı olabilir.
- Ağrı: Kıl dönmesi nedeniyle bölgede ağrı ve rahatsızlık hissi oluşabilir.
- Ateş, Halsizlik ve Bulantı: Şiddetli enfeksiyonlar ateş, halsizlik ve bulantıya neden olabilir.
Kıl dönmesi genellikle bu belirtilerle kendini gösterir ve ciddi bir rahatsızlık yaratabilir. Erken teşhis ve uygun tedavi, hastalığın ilerlemesini ve komplikasyonları önlemek için önemlidir.
Kıl Dönmesi Hastalığının Nedenleri ve Risk Faktörleri
Kıl dönmesinin kesin bir nedeni belirlenmiş olmamakla birlikte, hastalığın gelişimine zemin hazırlayan çeşitli faktörler vardır. Bu faktörler, kıl dönmesinin oluşumunu kolaylaştırabilir ve hastalığın şiddetini artırabilir. İşte bu risk faktörlerinden bazıları:
- Yüksek Kıl Miktarı: Vücutta fazla miktarda kıl bulunması, kıl dönmesinin gelişme olasılığını artırabilir.
- Sert ve Kalın Kıllar: Kılların kalın ve sert olması, cilt altına geçme ve iltihaplanma riskini artırabilir.
- Dar ve Derin Kalça Yarığı: Kalçalar arasındaki yarığın (natal kleftin) dar ve derin olması, kıl ve diğer partiküllerin uzun süre bu bölgede kalmasına neden olabilir.
- Uzun Süre Nemli Cilt: Terleme nedeniyle cildin uzun süre nemli kalması, kılların cilt altına batmasını kolaylaştırabilir.
- Çatlak veya Nedbe Dokusu: Kalçalar arasındaki yarıkta mevcut çatlaklar veya nedbe dokuları, kıl dönmesinin oluşumunu teşvik edebilir.
- Uzun Süreli Oturma: Uzun süre oturarak çalışmak, kalça bölgesindeki kılların sürekli olarak travma ve yaralanmaya neden olmasına yol açabilir.
- Kötü Hijyen: Bu bölgenin yeterince temizlenmemesi, enfeksiyon riskini artırabilir ve kıl dönmesinin gelişimini kolaylaştırabilir.
- Şişmanlık ve Obezite: Aşırı kilolu olmak, kalçalar arasındaki yarığın derinleşmesine ve kılların bu bölgede birikmesine neden olabilir.
Bu faktörler, kıl dönmesinin ortaya çıkma riskini artırabilir ve hastalığın şiddetini etkileyebilir. Risk faktörlerinin kontrol altına alınması ve uygun hijyen uygulamaları, kıl dönmesinin önlenmesinde önemli rol oynar.
Kıl Dönmesi Kimlerde Görülür?
Kıl dönmesi hastalığı genellikle şu gruplarda daha sık görülür:
- Yaş Aralığı: En sık 15-40 yaş arası gençlerde ortaya çıkar.
- Cinsiyet: Erkeklerde kadınlara kıyasla daha yaygındır.
- Bölgesel Görülme: Genellikle kuyruk sokumu bölgesinde görülse de, nadiren koltuk altı ve göbek çukuru gibi diğer bölgelerde de gelişebilir.
- Kilolu ve Terleyen Kişiler: Aşırı kilolu ve terleyen bireylerde risk artar. Kuyruk sokumunun derin olması, terleme ve cildin yumuşamasına bağlı olarak kılların kolayca birikebileceği bir ortam oluşturur.
- Kıl Yapısı: Vücut kılları kalın ve sert olan kişilerde daha sık rastlanır; bu durum ailevi yatkınlık ve kıl tiplerinin benzerliğinden kaynaklanabilir.
- Uzun Süre Oturma: Uzun süre oturarak çalışanlar, hastalığın ortaya çıkmasını kolaylaştırabilir.
- Dar Giysiler: Sürtünme ve terlemeyi artıran dar giysiler, kıl batmasına zemin hazırlayabilir.
- Hijyen Eksikliği: Düzenli banyo yapmayan ve hijyene dikkat etmeyen bireylerde daha sık görülür.
Bu risk faktörleri, kıl dönmesinin gelişme olasılığını artırabilir ve hastalığın şiddetini etkileyebilir.
Kıl Dönmesi Tedavisi – Pilonidal Sinüs Tedavisi
Kıl dönmesinin tedavisi, hastalığın aşamasına ve belirtilerine bağlı olarak değişir:
Belirti ve Semptom Yoksa:
Eğer kıl dönmesi hastasında herhangi bir belirti ya da semptom yoksa, tedavi genellikle etkilenen alanın temizlenmesi ve hijyene dikkat edilmesiyle sınırlıdır. Bu basit önlemler, hastalığın ilerlemesini engellemeye yardımcı olabilir.
Akut Apse Gelişimi:
- Antibiyotik Tedavisi: Akut apse gelişimi durumunda, enfeksiyonu kontrol altına almak için antibiyotik tedavisi uygulanabilir.
- Ağrı Kesiciler: Oluşan ağrının hafifletilmesi için ağrı kesiciler kullanılabilir.
- Ameliyat/Operasyon: Akut apse varlığında, bir insizyon (kesi) yapılarak pürülan materyalin (irin – cerahat) boşaltılması gerekebilir. Bu işlem iltihap ve ağrının gerilemesine yardımcı olur. Ameliyat genellikle genel anestezi altında veya lokal anestezi ile poliklinikte yapılabilir. Küçük bir kesi ile cerahat boşaltılır. İşlem sonrası bölge, her gün banyo yapılarak veya duş alınarak temizlenmelidir. Amaç, burada biriken cerahat, kıl ve doku artıklarının temizlenmesidir.
Bu tedavi yaklaşımları, hastalığın şiddetine ve hastanın genel durumuna göre uyarlanabilir. Akut apse durumunda, cerrahi müdahale genellikle gereklidir ve enfeksiyonun kontrol altına alınması sağlanır.
Kronik Kıl Dönmesi Hastalığı ve Konservatif Tedavi
Kronik kıl dönmesi hastalığı genellikle tekrarlayan enfeksiyon atakları ve akıntı gibi belirtilerle kendini gösterir. Bu tür durumlarda genellikle cerrahi müdahale önerilse de, bazı hastalar için konservatif (ameliyat dışı) tedavi yöntemleri de uygulanabilir:
Sklerozan Madde Enjeksiyonu
- Yöntem: Sinüs ağzı genişletilir ve içerisindeki tüm kıllar temizlenir. Sonrasında, sağlıklı cilt dokusunu koruyarak, 2- 3 cc %80'lik fenol sinüs içine enjekte edilir. Bu işlem, enfeksiyonun kontrol altına alınmasına yardımcı olur.
- Tekrar: İşlem gerektiğinde aralıklı olarak tekrarlanabilir.
- Uygulama: Bu işlem genellikle poliklinik koşullarında rahatlıkla yapılabilir.
Diğer Yöntemler
- Fenol ve Koterizasyon: SSinüsün koterize edilmesi.
- Kriyoterapi: Sinüs bölgesinin dondurulması.
- Gümüş Nitrat: Kimyasal bir madde olarak kullanımı.
- Alkol: %80-90'lık alkol ile tedavi.
Bu konservatif yöntemlerin tedavideki başarısı sınırlı olabilir ve genellikle hastanın durumuna göre tercih edilir. Her iki yöntemde de tedavi sürecinin etkinliği hastadan hastaya değişebilir, bu nedenle uygun tedavi seçeneği konusunda bir uzmana danışmak önemlidir.
Kronik Kıl Dönmesi Hastalığı ve Cerrahi Tedavi
Kronik kıl dönmesi hastalığı, tekrarlayan enfeksiyon atakları veya sürekli akıntı gibi belirtiler gösterdiğinde cerrahi müdahale gerekebilir. Cerrahi tedavi seçenekleri, kıl kisti kavitesinin (kist veya sinüs) tamamen çıkarılması veya üzerinin açılması üzerine odaklanır. İşte cerrahi tedavi yöntemleri:
Kıl Kisti Kavitesinin Tamamen Çıkarılması
- Yöntem: Kıl kisti veya sinüs tamamen çıkarılır. Bu işlem, enfeksiyonun tekrarını önlemek ve kalıcı iyileşme sağlamak için yapılır.
- Uygulama: Kısmi veya tam çıkarma işlemi, genellikle lokal veya genel anestezi altında yapılır.
Kistin Üzerinin Açılması
- Yöntem: Kistin üzeri tamamen açılarak içindeki akıntı ve iltihap boşaltılır. Bu yöntem genellikle enfeksiyonun ve akıntının kontrol altına alınması için kullanılır.
- Kapama: Açılan bölge açık bırakılabilir veya başka bir bölgede alınan deri (flep) ile kapatılabilir.
Ameliyat Seçimi
Her hastanın durumu özel olduğundan, uygun cerrahi yöntemin seçimi hasta ile doktor arasında tartışılır. Doktor, hastanın durumu ve ihtiyaçlarına göre en uygun ameliyat yöntemini belirler.
Bu cerrahi yöntemler, kıl dönmesi hastalığının tedavisinde kalıcı çözüm sağlamak amacıyla uygulanır ve hastanın iyileşme süreci doktor tarafından takip edilir.
Ameliyat Yöntemleri - Cerrahi Yöntemler
Kistotomi
- Yöntem: Kıl kistinin oluşturduğu boşluğun üst kısmı açılır ve içerisi temizlenir. Kistin arka duvarı (sinüs iç duvarı) çıkarılmaz. Bu işlemle sinüs boşluğunun kendiliğinden dolması beklenir.
- Anestezi: Lokal anestezi ile yapılabilir.
- İyileşme Süresi: Ortalama 3-5 hafta.
- Tedavi: Eşlik eden enfeksiyon varsa antibiyotik verilir.
- Nüks Oranı: %7-16 arasında değişir.
- Pansuman: Sık sık pansuman yapılması gereklidir.
Marsupializasyon
- Yöntem: Kıl kistinin üst kısmı açılır ve içerisi temizlenir. Kistin arka duvarı çıkarılmaz; kistin tabanı geride bırakılır. Yara kenarları bu tabana dikilir, böylece boşluk küçültülür.
- Anestezi: Lokal anestezi ile yapılabilir.
- İyileşme Süresi: Yaklaşık 4-6 hafta.
- Tedavi: Günlük pansuman yapılması ve ölü dokular ile kıl kalıntılarının titizlikle temizlenmesi gerekmektedir.
- Nüks Oranı:%1-6 arasında değişir.
Bu yöntemlerin her biri, hastanın durumuna ve cerrahın tercihine göre seçilir. Her iki yöntemde de, iyileşme sürecinde düzenli pansuman ve dikkatli bakım önemlidir.
Kıl Kistlerinin (Pilonidal Sinüsün) Cerrahi Olarak Çıkarılması ve Yaranın Açık Bırakılması
- Yöntem: Kıl kistlerinin tüm ağızlarını (sinüs ağızlarını) kapsayacak şekilde bir eliptik kesi yapılır. Bu kesi ile kıl kistleri, sakral kemik üzerindeki fasiaya kadar tamamen çıkarılır. Yara, açık bırakılır ve sık sık pansuman yapılır. Ameliyatla oluşturulan boşluğun, vücut tarafından doldurulması beklenir.
- Anestezi: Genel veya bölgesel anestezi ile yapılabilir.
- İyileşme Süresi: Ortalama 4-7 hafta.
- Nüks Oranı:%1-7 arasında değişir.
Bu yöntemle, kıl kistlerinin tamamen çıkarılması sağlanır ve yaranın doğal iyileşme süreci izlenir. Açık bırakılan yara düzenli pansuman ve bakım gerektirir.
Kıl Kistlerinin (Pilonidal Sinüsün) Cerrahi Olarak Çıkarılması ve Yaranın Primer Kapatılması
- Yöntem: Kıl kistleri (sinüsler) tamamen çıkarıldıktan sonra, yara yerine bir kapalı emici dren konur ve yara dudakları karşı karşıya gelecek şekilde dikişlerle kapatılır. Bu yöntemde pansumana gerek duyulmaz.
- İyileşme Süresi: Genellikle 2 hafta..
- Nüks Oranı:%6-22 arasında değişir.
Kıl Kistlerinin (Pilonidal Sinüsün) Cerrahi Olarak Çıkarılması ve Yaranın Flep ile Kapatılması
- Yöntem: Kıl kistleri (sinüsler) tamamen çıkarıldıktan sonra, yara yerine bir kapalı emici dren konur. Geride kalan boşluk, çevredeki dokulardan oluşturulan greftlerle kapatılır. Bu işlem "flep çevirme ameliyatları" olarak bilinir.
-
Avantajlar:
- Kıl kistleri ve sinüs ağızları, enflamasyona uğramış olan ciltle birlikte geniş olarak çıkarılabilir.
- Geride kalan boşluk, sağlam dokularla gerilimsiz olarak kapatılabilir.
- Dikiş hattının vücut orta hattında olması önlenir, çünkü orta hattaki yaralar genellikle geç iyileşir.
- Kalçalar arasındaki dar ve derin yarık, kaydırılan flep ile ortadan kaldırılır.
- Flep Türleri:Değişik flep yöntemleri bulunmaktadır. Hangi tipte flep uygulanacağı, kıl kistlerinin yerleşimi, komplike olup olmaması ve geride kalacak boşluğun şekline göre belirlenir.
- Nüks Oranı:%0-5 arasında değişir.
Flep yöntemi, özellikle geniş ve komplikasyonlu kıl kistleri için etkili bir tedavi seçeneği sunar ve nüks oranını minimumda tutarak uzun süreli çözüm sağlar.
Unroofing ve curettage tekniği ve PRP
Bu yöntemde pilonidal kapitnin çatısı açılıp içerisi kıl ve debristen temizlenir. Tabandaki epitel dokusu bırakılıp iyileşme hızlanması sağlanır. Bu tekniğe ek olarak uyguladığımız PRP enjeksiyonları sayesinde yaranın ortalama olarak 20 günde kapanıp çok düşük nüks oranları ile hastalığın tedavisi sağlanmaktadır.
Cerrahi Sonrası Tedavi Nasıldır?
- Yara Kapalı Kapatılmışsa:(Primer veya flep ameliyatları) Derinin tamamen iyileşinceye kadar kuru ve temiz tutulmalıdır. Pansuman yapılmasına gerek olmayabilir, ancak hijyen kurallarına dikkat edilmelidir.
-
Yara Açık Bırakılmışsa:
Yaradaki sekresyonlar, salgılar ve akıntılar uzaklaştırılmalı,
yaranın alttan yukarı doğru iyileşmesini sağlamak için
düzenli pansuman yapılmalıdır.
Kalça derisi temiz ve kılsız tutulmalıdır. Bu, genellikle 30-35 yaşına kadar 2 ya da 3 haftada bir tıraş yapılarak veya kıl dökücü kremler kullanılarak sağlanmalıdır. 30-35 yaş sonrası kıllar zayıflar ve ince hale gelir, ayrıca kalçalar arasındaki derinlik azalır.
Kıl Dönmesi Kansere Neden Olur Mu?
Kıl dönmesinde kanser riski oldukça düşüktür. Ancak, çok uzun süre tedavisiz kalan kronik hastalarda nadiren kanser gelişebilir. Bu kanser genellikle tekrarlayan enfeksiyon atakları ve kronik irritasyona bağlı olarak gelişir ve genellikle yassı hücreli (squamöz hücreli) kanser olarak görülür. Bu kanser türü, yanık ve nedbe dokusu üzerinde gelişen kanserlere benzer özellikler taşır.
Kıl Dönmesi Tekrarlar Mı?
Kıl dönmesi hastalığı tekrarlayabilir. Tekrar riski, tercih edilen tedavi yöntemine, ameliyata ve hastaya bağlı faktörlere göre değişir. İyileşme dokusunun (skar dokusunun) orta hatta olması, enfeksiyon, kılların yeterince temizlenmemesi, kılların yeniden yara yerine girmesi veya batması ve yaranın iyileşme sürecinde ölü boşluklar kalması, hastalığın tekrarlama sebeplerindendir.
Sonuç: Kıl dönmesi tedavisinde, ameliyatı yapan doktorun dikkatli çalışmasının yanı sıra, hastanın da hijyenik şartlara uyması önemlidir. Hangi tür ameliyat yapılırsa yapılsın, bölge düzenli olarak kıllardan temizlenmeli (kıl dökücü kremler veya tıraş) ve her gün banyo yapılarak vücut kıllardan arındırılmalıdır.